Hz Alinin Halife Tayin Edilmesi | İslami Forum, Dini Forum, İslami Forum Sitesi

Hz Alinin Halife Tayin Edilmesi

Muhammed

Moderator
Moderatör
Katılım
Nis 18, 2019
Mesajlar
254
Tepkime puanı
34
Puanları
28
Hz Alinin Halife Tayin Edilmesi

Hz. Ali (r.a.)'in Hilafet Hakkındaki Görüşü

Hazreti. Peygamber efendimiz (s.a.s.). vefat edince, Müslümanlar kendilerini idare etmek üzere Hz. Ebû Bekir (r.a)'i Devlet Başkanlığına getirdiler.

Bilindiği gibi, Hz.Peygamber (s.a.s.), iki görevi birden üstlenmişti: Birisi, Allah'tan gelen vahyi, yâni ilâhi emirleri insanlara tebliğ etmek; ikincisi, bu vahiy hükümlerine göre, başkanı bulunduğu devleti yönetmekti.

Onun vefatıyla sadece vahiy değil, peygamberlik de son buldu. Artık peygamber gelmeyecek, inanan insanlar, Son Peygamber (asv) vasıtasıyla gelen Kur'an'la ve bu Son Peygamber'in Sünnetiyle kendi yaşamlarına yön verecek, düzenlerini kuracaklardır.

Hz.Peygamber (s.a.s.)'in vefatıyla, kanun değil, kanunun tatbikçisi olan Hz. Muhammed (s.a.s.). Müslümanlar arasından ayrılmıştır. Dolayısıyla, onun ölümünden sonra, Müslümanlar yeni kaynaklara değil; zaten mevcut olan kaynakları tatbik edecek bir insana, bir idâreciye muhtaçtılar. Yâni vakıa, kanun boşluğu veya yokluğu değil, lider yokluğuydu; bu lideri bulmak lazımdı ki, bu ihtiyacı da, başlarına "Halife dediğimiz devlet başkanlarını getirerek giderdiler.
 

Muhammed

Moderator
Moderatör
Katılım
Nis 18, 2019
Mesajlar
254
Tepkime puanı
34
Puanları
28
Halife Seçimi

Hazreti Peygamber efendimiz (s.a.v.). kendi vefatından sonra, Müslümanları yönetmek üzere, sarahaten bir halife seçmek istemediğinden çünkü buna yeteri kadar vakti vardı- halife seçim işi Müslümanların inisiyatiflerine bırakılmış; onlar da, Peygamberlerinin vefatından sonra, kendilerini yönetmek üzere Hazreti EbuBekir (r.a)'i seçip biat' etmişlerdir.

Hazreti. EbuBekir (r.a)'a biat etmiş olmasına rağmen, daha sonraki senelerde, bazı grubular Hazreti Ali (r.a)'i ona karşı göstermek istemişler ve maalesef bu şekilde başlatılan ihtilâf asırlarca sürmüş, binlerce Müslümanın ölümüyle neticelenen savaşlara sebebiyet vermiştir. Halbuki bunlar, dava arkadaşı, cihâd ve siper ortaklarıydılar. Bunlar, hayatlarını Allah'a hizmette yarıştırmış olan insanlardı.
 

Muhammed

Moderator
Moderatör
Katılım
Nis 18, 2019
Mesajlar
254
Tepkime puanı
34
Puanları
28
İşte, bu konuyu en güzel bir şekilde tahlil ettiğine inandığımız, Hz. Ali (r.a)'in bir konuşmasıyla açıklamak istiyoruz.

Hazreti Osman (r.a)'in şehid edilmesiyle başlayan ve İslam tarihinde "el fitnet'ül kübrâ" (en büyük fitne) diye adlandırılan hareketten sonra, halife seçilmiş olup, hilâfetini tanımayanlarla savaşmak üzere Basra'ya gitmiş olan Hazreti Ali (ra)’ye, Ibnu'l Kevva' ve Kays b. Ibâd, Basra'ya gidişinin sebebini sorup söyle dediler:

"Müslümanların karşı karşıya gelip birbirlerini öldürecekleri bu gelişin, Resulullah (s.a.s.)'in sana olan bir ahdi veya emriyle midir?" Hazreti Ali (r.a.) şu cevabı verdi:

"Bu konuda Resulullah (s.a.s.)'in bana bir ahdi olup olmadığını soruyorsunuz. Bana verilmiş böyle bir ahid yoktur. Vallahi ona ilk inanan ben olduğum gibi, ona ilk defa yalan isnâd eden ben olmayacağım. Şayet bu konuda Resulullah (s.a.s.)'in bana bir ahdi olsaydı, EbuBekir (ra) ve Ömer (ra)'in onun minberine çıkmalarına müsaade etmezdim, elimle onlarla savaşırdım [Resulullah (s.a.s.)'in emri olduğu için]. Fakat Resulullah (s.a.s.) ne öldürüldü ne de aniden öldü. Hastalığı birkaç gün ve gece devam etti.

"Müezzin ona namaz vaktini bildirmek içín geldiğinde, O Müslümanlara namaz kıldırtmak için EbuBekir (ra)'e emrederdi. Kaldı ki, benim orada olduğumu da görüyordu. Hanımlarından birisi (1) Hz. Peygamber (s.a.s.)'e, bu görevi Ebû Bekir'den almasını söyleyince kızdı ve"
 

Muhammed

Moderator
Moderatör
Katılım
Nis 18, 2019
Mesajlar
254
Tepkime puanı
34
Puanları
28
'Siz kadınlar Hz. Yusuf'un başını derde sokanlarsınız, Ebu Bekir'i geçirin Müslümanlara namazı kıldırsın!'

dedi. Allah, Peygamberinin ruhunu alınca, işimize baktık ve hazreti peygamber (s.a.v.)'in dinimiz için layık gördüğünü dünyamız için seçtik. Namaz, Islam'in aslıdır; o dinin emri, dinin direğidir. Biz (bunun için) EbuBekir (ra)'e biat ettik ve o bu işin ehliydi. İçimizden iki kişi dahi ona muhalefet etmedi. Ebu Bekir'e hakkını eda ettim ve ona itaat etmesini bildim. Onunla beraber askerleri için de cihad ettim. Bana verdiğini aldım, savaşa gönderince gittim; onun emriyle had cezalarını kendi kamçımla yerine getirdim."

"Ölünce, yerine Ömer (ra) geldi ve arkadaşının (yani Ebu Bekir'in) yolunu takip etti, onun gibi hareket etti. Böylece Ömer'e biat ettik ve içimizden iki kişi dahi ona muhalefet etmedi. Hiç birimiz de başkasını ona tercih etmedik. Ömer'e hakkını eda ettim ve ona itaat etmesini bildim. Onunla beraber askerleri içinde cihad ettim. Bana verdiğini aldım, savaşa gönderince gittim; onun emriyle had cezalarını kendi kamçımla yerine getirdim."

"Ölünce Hazreti Peygamber (s.a.s.)'e olan akrabalığımı, Islam'da önceliğimi ve selefiyetimi ve bu işe liyakatimi düşünerek bu konuda başkasının bana tercih edilmeyeceğini sandım. Öldükten sonra, onun yüzünden halifenin bir günah islememesi ve kendini mesuliyetten kurtarmak için Ömer (ra) hilafeti çocuğuna yasakladı ve yeni halifeyi seçmek üzere altı kişilik bir heyet seçti ki ben onlardan biriyim. O isteseydi oğlunu seçebilirdi; yapmadı. Heyet toplanınca, kimsenin bana tercih edilmeyeceğini sandım. Abdurrahman b. Avf, kimi halife tayin ederse (2) ona kesinlikle itaat edileceğine dair bizden söz aldıktan sonra, Osman b. Affan'ın elini tutarak, eline vurdu ve biat etti. Ben de işime baktım. Ona itaatim ise, biatimden önce oldu. Böylece Osman'a biat ettik. Ona hakkını eda ettim ve itaat etmesini bildim. Onunla beraber askerleri içinde cihad ettim. Bana verdiğini aldım, savaşa gönderince gittim; onun emriyle had cezalarını kendi kamçımla yerine getirdim."

"Vurulunca, kendi işime baktım. Resulullah (s.a.s.)'in iki halifesi gitmiş, birisi de vurulmuştu. Haremeyn'deki (Mekke ve Medine'deki) ve iki bölgedeki Müslümanlar bana biat ettiler. Bunun üzerine birisi ortaya atıldı ki, dengim değil; ne Resulullah (s.a.s.)'e olan akrabalığı benimki kadar yakın, ne ilmi benim ilmime denk ve ne de Islam'daki önceliği benimki gibi eskiydi. Dolayısıyla ben bu işe ondan (yani Muaviye'den) daha layıktım!" (3)