OĞUZ'LAR | İslami Forum, Dini Forum, İslami Forum Sitesi

OĞUZ'LAR

ASİ

ASi
Yönetici
Admin
Katılım
Nis 16, 2019
Mesajlar
600
Tepkime puanı
162
Puanları
43
Konum
izmir
İki heceli bir sözcük olan "Oğuz" adı, Türkçedir. Türkçenin özel-likrine göre, kök ve ek bakımından bu iki hece açıklanabilir10. Orhun Yazıtlarından önce olduğu sanılan (Î.S.V.-VI. yüzyd) Yeni-sey Yazıtları'nda "Oğuz" sözcüğü şu anlatımda geçmektedir: "Altı Oğuz budunta = Altı Oğuz boyunda, ulusunda" (Bkz.Hüseyin N.Or-kun, cilt: III, s.61). Orhun Yazıtları'nda, Bilge Kağan, Türk ve Oğuz boylarına, bey-lerine hitap ederken "Tokuz Oğuz budun kentü budunum erti" der. (Bkz.H.N.Orkun, cilt: I, s.48). Bilge Kağan, Dokuz Oğuzlar için, "kendi ulusum" derken, Oğuz-ların da Türk olduğu bilincindeydi. Ancak, aradaki, gelenek, birikim, boy, lehçe farklarını da sessizce belirtmekteydi. Nitekim az sonraki sa-vaşlarla sorun daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bu sıralarda Oğuzların bir bölümü Selenga ırmağı kıyılarında oturuyorlardı ve başlarında Baz Kağan vardı.

Dokuz Oğuzlar, Bilge Kagan'm bu politik çağrısına karşın, kendi gelenekleri, kendi güçleri açısından, herhangi bir baskıya uğramamak için, gizlice Çinlilerle anlaşmaya çalışırlar. Bu durumu sezen, Kck-Türk devletinin başarılı veziri Tonyukuk (elbisesi yıkanmış, temiz) anlamın-da kullanılmış olabilir, Dokuz Oğuzlar üzerine sefer düzenler. Sonunda, Baz Kağan savaşta ölür, Oğuzlar da böylece yenilgiye uğrarlar. Daha sonraları, Dokuz Oğuzlar, Uygurlarla birleşirler. M.S.745 yı-hnda, Uygur, Basmil ve Karlukların savaşlarıyla Kök-Türk devleti sar-sılır, yıkıhr. Uygur Kağanı Moyunçur, devletinin dayandığı başlıca topluluk olarak "On Uygur ve Tokuz Oğuz budun" adlarını açıklar. Demek ki bu sıralarda Uygurların büyük bir çoğunluğu Oğuz boylarıydı. Aynı yüzyılda Müslüman Arap coğrafyacıların, Beş Bahk bölgesinde yaşayan Uygurları, "Tokuz Guz = Dokuz Oğuz" olarak göstermeleri boşuna de-ğildir. Bu dönemde, Sabran (Savran), Karaçuk (Farab), Karmak, Suğ-nak ve Sitgun gibi kentler, Oğuz kentleriydi.

Bu kısa tarihçe de gösteriyor ki "Oğuz" adı, çeşitli kaynaklara, t.S.VI. ve VII. yüzyıldan beri, geç de olsa geçmiş bulunmaktadır. Oğuzlar, Türk tarihinin başlangıcından beri durmadan yayılıyor-lar, özellikle Batı'ya, Siriderya'ya, iran'ın kuzeyine, Azerbaycan'a, Kafkasya, Kırım, Romanya ve Balkanlara yerleşmeye çalışıyorlardı. Daha öncede, sonra da Suriye'ye, Mısır'a kadar inmişlerdi11. Oğuzlar bu akınları, sanıldığı gibi göçebe oldukları için yapmıyorlar, yerleşmek için, devlet kurmak için uygun, elverişli yer arıyorlardı. Yerleşir yerleşmez de yapılar, anıtlar dikmeğe başlıyorlardı. Kaş'larda, Selçuklularda ol-duğu gibi, Kaş'ların Ziggurat'ları gibi: VIII.-IX.uncu yüzyıldan beri, Araplar kendi kaynaklarında bu ünlü Türk ulusuna "Oğuz" veya "Uğuz" diyebilirlerdi; dillerinde bu sesleri karşılayacak harfler vardı. Ancak, Araplar kendi kaynaklarında Oğuz boylarına düzenli bir biçimde, her dönemde "Guz jji" demektedirler. Bizanslılar da, durmadan sınırlarını zorlayan Oğuzlara kaynak-larında önemli yer verirler ve daha önce de belirtildiği gibi Oğuzları "Uz" diye adlandırırlar. Yalnız, Kök-Türkler, Oğuzları, "Uguz" veya "Oğuz" biçimiyle gösteriyorlardı12. Çünkü Kök-Türkler Oğuzlara, Arap-lar gibi "Guz" diyemezlerdi, onların lehçesinde önseste "ğ-" yoktu, "Kuz" demeleri gerekirdi. Halbuki Oğuzlar kendi adlarını sürekli (Fr. consonne senore, îng. voiced consannant, Alm. stimhaft) bir ses olan "ğ-/ğ-" önsesiyle söylüyorlardı.

Başlıca bu önses ve buna benzer başka önses sorunlarından olacak ki, Kaşgarlı, Divan'mda kendi lehçesine "Türkçe", Oğuzların lehçesine Oğuzca ya da "Türkmence" der. Kaşgarlı'nm Divan'ında13 Oğuzca ile Türkmence, daha doğrusu Oğuzlarla Türkmenler eşanlamlı olarak kul-landır ki bir bakıma doğrudur ama daha o yüzyıllarda bile, Türkmenler bütün Oğuzları kapsamazdı. Nitekim Kaşgarb, Divan'ında, gezdiği yer-lerin topluluklarını ayrı ayrı sırakyor: "Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil" vb. (Bkz.cilt: I, s.4) Kaşgarlı'nm Divan'ında "Oğuz" adı "Uguz" biçimiyle de geçer. "Oğuz" sözcüğünün dört biçimiyle kaynaklarda kullanılması dikkatle izlenmelidir: Guz, Uguz, Oğuz, Uz.

Dil verilerine, gramere ve tarih kaynaklarının kanıtlarına göre bu biçimlerin aslına en uygun olanı Araplrın belirttiği "Guz" sözcüğüdür. Bu sorun, bütünüyle önses, öntüreme (Prothese) sorunudur. Oğuzlar bu önseslerinin özellikleriyle, kısaca, konuşmalarındaki değişik önsesle-riyle, Kök-Türk lehçesine ters düşmüşlerdir. Kök-Türk lehçesine göre önseste "g-" sesi bulunamaz ve Orhun Yazıtlarında "g-" ile başlayan Türkçe sözcük gösterilemez. XI. Yüzyılda Kaşgarb Mahmud da bu du-rumu büyük bir yetkiyle anlatmakta ve Türkçede, yani kendi Türkçesi olan Orhun-Karahanlı Türkçesinde, önseste "g-" olmadığını belirtmek-tedir. Bu yüzden "Guz" sözcüğü Kök-Türk lehçesinde, "u-" veya "o-" öntüreme sesle (Prothese) birlikte kullanılabilirdi. Böylece sözcük "U-guz" veya "O-guz" biçimlerinde kullanılır oldu. Arapçada ise, önseste "g-", kolaylıkla kullanılabilir olduğundan sözcük, "gaym = ile, "Guz" biçiminde gösterilmiştir. Bizanslılar ise bu adı "Uz" biçiminde yazmak zorunda kalmışlardı. Ancak bu biçim, IX-XI. yüzyıllarda söz-cüğün başındaki öntüremenin henüz "o-" olmadığını, Bizanskların bu önsesi, "U-" diye duyduklarını kesin olarak bize anlatmaktadır. Söz-eüğün içindeki "g-" sesinin de o dönemde yumuşadığı, hatta eridiği söy-lenebilir."Uguz" biçimindeki sözcüğü, Bizanslılar"Uz" biçiminde duymuş olacaklar ki öyle yazmışlardır14. Eğer o dönemde, Oğuzlar, kendilerine "Oğuz" demiş olsalardı, Bizanslıların da, Alp-Arslan'la savaşırken ordu-larına bile aldıkları bu ulusa, "Uz" yerine "Oz" demeleri gerekirdi. Kısa-ca Türklerde "Uğuz" sözcüğünün, "Oğuz" oluşu, en az XI. yüzyddan sonradır denebilir ve "U-" sesinin "O-" sesine geçişi yanındaki damak ünsüzü "g-"nin etkisiyle açıklanabilir. Aslında sözcükteki öntüreme, "U-" biçimiyle kalsaydı, Urum (Rum), Urmiye, Urus(Rus) sözcüklerinde olduğu gibi, öntüremeli bir sözcük olduğu, çoktan inceleyicilerin dikka-tini çeker, kök ve ek bakımlarından başka başka açıklamalara gidilmez-di (Bkz. islâm Ansiklopedisi, Oğuz ve Türk maddeleri.).

Arapların "Oğuz" sözcüğünü "Guz= jji" biçiminde yazmış olma-ları ise, tarih bakımından çok önemlidir. Niçin Araplar VIII-X. yüzyıl-lar boyunca sözcüğü, "Uguz" veya "Oğuz" sözcüğünü duydukları halde, bu sözcüğü öntüremeli yazmayıp "Guz jy-" biçiminde yazmışlardır? Hatta Kaşgarlı bile, Türkçeden söz ederken "Uguz" veya "Oğuz" biçi-minde yazdığı halde, Arapça yazdığı Divan'ımn önsözünde, sözcüğü, "Guz" biçimiyle kullanmaktadır. (Bkz. Kaşgarlı Divanü Lûgat-it-Türk Tıpkıbasımı, sayfa: 3, satır: 1). Demek ki "Oğuz sözcüğü, Araplarda ve Arapçada "Guz" biçimiyle yerleşmiştir ki bu biçimin Arapçada geleneği vardır, başka türlü bu ulusun adı yazılamaz. Bu durum çok önemlidir. Demek Araplar, Oğuzları "Guz" denildiği zamandan beri tanımaktadırlar ve eski biçim Araplarda kalmış, yeni biçim yaydmıştır. Arapçada "Oğuz" lar eski biçimle "Guz"lar diye yerleşmiş ve her çağda "Oğuz" yerine daima "Guz" demişlerdir.

Bu durumda, "Uguz" veya "Oğuz" sözcüğünü VII.-VIII. yüzyddan beri belgelerde bulduğumuza göre Araplarda yerleşmiş olan, geleneği kurulmuş bulunan eski "Guz" biçimi hangi yüzyıldan beri kullanılmış-tır ve Araplar, "Oğuz"lardan önce, "Guz"ları ne zaman, nerede tanımışlardır. Bu soruya verilecek yanıtlar, tarihin pek çok karanlık sorun-larını aydınlatacak, çözülmeyen pek çok düğümü çözecektir. Kısaca, tarih kaynaklarında görülen dört türlü "Oğuz" sözcüğünün gelişimi ancak şöyle açıklanabilir:

290


 

ASİ

ASi
Yönetici
Admin
Katılım
Nis 16, 2019
Mesajlar
600
Tepkime puanı
162
Puanları
43
Konum
izmir
Aynı olay15 "oruç" sözcüğünde de görülmektedir: Müslümanlığı Araplardan çok, komşuları iranlılardan alan Türkler, islamlığın başlıca terimlerini de iranlılardan almışlardır: "Namaz, abdest" gibi sözcükler Farsça olduğu gibi, "Oruç" sözcüğü de Farsça asılhdır. Daha önceki Türk dili kaynaklarında "perhiz anlamına gelen bu bi-çime yakın bir sözcük bulunmamaktadır15. Farsçada "oruç" sözcüğünün karşılığı ise "ruze'dir

Türkçede, "r-" sesiyle başlayan sözcük bulunmadığı için, yabancı dillerden gelen bu tür sözcükler, öntüreme seslerle karşdanmış, bu ne-denle de çok defa biçim değiştirmişlerdir. Lehçelerde Urmiye gölü, Urum (Rum)17, Urus (Rus) ve yazı dilinde de kullanılan Urfa (Ruha) bu ür sözcüklerdendir. Bu duruma göre "oruç" sözcüğü şu biçimde oluş-muştur: Farsça "ruze > o-ruç" olmuştur.18 Farsça "rüzgâr" sözcüğü de Anadolu ağızlarında "ü-rüzgâr, ö-rüzgâr" olmuştur. Türkçede, yer ve ulus adlarında, bu olayın "i- /ı-" ve "ü-" öntüre-meleriyle kurulmuş yığınlarca örneği vardır: "î-sveç, I-skandinavya, t-skoç, t-sviçre, I-slav, I-stanbul, î-zmir (Smyrne), Üsküp (Skopi) gibi. Özellikle, eski çağlardaki "îskit"ler de bu tür sözcüklerle açıklanabilir ve "Saka" sözcüğü ile ilgisi kurulabir.

Türkçedeki önseslerin özellikleri ve öntüreme olayı ile, "Oğuz" söz-cüğü üzerinde uygulanan bu açıklama, tarihin karanlık, sorulu bir yö-nünü, "Oğuz" adının türlü kaynaklarda dört ayrı biçimde değişik yazı-lışım çözümlemektedir. Ancak bu açıklama ile, "Oğuz" sözcüğünün asb, "Guz" sözcüğü olarak belirince, Arapların "Guz"ları ne zaman nerede tanıdıkları sorunu ortaya çıkar. Bu sorunu tarih elbet bir gün kesildikle açıklayacaktır. Yalmz bilinen şudur ki, "Oğuz" sözcüğünün "Guz" söz-cüğü olarak açıklanması, Oğuzların, dünya tarihindeki yerini, Orhun yazıtları'ndan çok eskilere, özellikle, başka uluslarla ilgileri, ilişkileri bakımından çok gerilere götürmektedir. Yukarıdaki açıklamalarda görüldüğü üzere, tarih olayları, dil veri-leriyle desteklenirse, Oğuz boylarının ortaya çıkışı sorunu gibi, gerçek-ler, biraz daha belirir, sorunlar biraz daha aydınlığa kavuşmuş olur. Açıklanması gereken boy, soy adlarından biri de I. S. VI. VII. yüzyıldan, beri bıraktıkları metinlerle tanıdığımız Uygur Türkleridir Kaynaklarda geçen bazı sözcüklerde Uygur'ların gerçek durumlarım gösteren izler vardır.