Şeytanın İnsanları Aldattığı 3 Nokta | İslami Forum, Dini Forum, İslami Forum Sitesi

Şeytanın İnsanları Aldattığı 3 Nokta

Admin

Administrator
Yönetici
Admin
Katılım
Nis 14, 2019
Mesajlar
706
Tepkime puanı
53
Puanları
0
Şeytanın İnsanları Aldattığı 3 Nokta

Şeytanın insanları aldattığı 3 nokta nedir? İnsanın aldandığı noktalar...
Şeytanın insanları en çok kandırdığı yollar hangileridir? İşte şeytanın insanı aldattığı 3 nokta:

1. YAPTIĞIN HAYIRLARI UNUT!..
İnsan, hayatı boyunca bazı iyiliklerde bulunur. Şeytan ve nefis; o iyilikleri insanın gözünde büyütür de büyütür, kişiyi başkalarıyla bilhassa manen daha zayıf olan kişilerle kıyaslayarak, kendini salih bir kişi gibi hissetmesini sağlar. Kişiyi bu iyiliklerine güvendirip; onun yapması gereken diğer birçok vazifesini ihmal etmesini, hatta birtakım yanlışları da yapmasını hoş göstermeye çalışır. Bu da büyük bir aldanış olur.

Bu tehlikeye işaretle Lokman Hakım buyurur:

İki şeyi unutma:

Allah -celle celalühu-
Ölüm
İki şeyi unut:

Sana yapılan fenalıklar.
Yaptığın hayırlar.
İnsan için ölçü, etrafındaki insanlar değil, sahabe-i kiramdır. Çevresinin ortalaması değildir.

Unutmamak gerekir ki;

Ameller kabule muhtaçtır. Son nefesi ıman ile vermeden önce; kul bir çatlak taşa basar da, ayağı kayarsa, bütün amelleri iptal olabilir. Bu şuurda olan kişi, asla ameline güvenmez. Dolayısıyla, yapılan her hayrı adeta unutmak gerekir.

Nefs öyle bir aldatıcıdır ki;

Bazen özü itibarıyla tek başına «salih amel ve iyilik» olmayan şeyleri bile, büyük bir iyilikmiş gibi gösterir.

Mesela;

“–Ben şu kadar insanın rızkını, maaşını veriyorum!” diye bir övünmeye meylettirir.

Halbuki; Cenab-ı Hakk’ın kendisine nasıb ettiği işyerlerinde, Allah’ın kullarına iş ve vazife vermekte, onlara yaptıkları işin karşılığı olarak maaş takdim etmektedir. adeta borcunu ödemektedir.

Karşılıksız, Allah rızası için bir hayrat dağıtmamaktadır.

Bunda övünülecek, kendini beğenecek bir sebep bile yoktur.

Hatta böyle bir durumda hassas ve takvalı düşünce şöyle olmalıdır:

“–Acaba ben Rasulullah Efendimiz’in;

«Emriniz altındakilerin hakları hususunda Allah’tan korkun!» (Beyhakı, Şuab, VII, 477)

«Çalıştırdığınız kimseye, teri kurumadan ücretini verin.» (İbn-i Mace, Ruhun, 4) gibi talimatlarını ne kadar yerine getirebiliyorum? Acaba üzerimde kul hakkı kalıyor mu?”

Dolayısıyla iş sahipleri şu hususa dikkat etmelidir:

İş sahibi, emri altındakileri haklı veya haksız azarlar. O da cevap veremez. Verse, kendisini kapıda bulacaktır. Bu yüzden olur olmaz azarlamalarda kul hakkı terettüp etmektedir. Kul hakkı da helalleşilmedikçe affedilmez.

Kim vesile olursa olsun, rızkı veren Allah’tır. Karşılıksız verilen sadakaları da, kabul edecek Allah Teala’dır.

Ayrıca vazifeler farklı farklıdır. Yapılan tasadduk, bir başka vazifeyi ortadan kaldırmaz. Kişi büyük bir cami de yaptırsa, servetinin zekat borcunu ayrıca ödemesi ıcab eder.

Yapılan hayırlarla alakalı büyük bir aldanış da; Allah rızası için yapılması gereken işlere, kulların alkışını, beğenmesi ve takdirini ortak etmektir. Yaptırdığı cami ve sair hayrata, henüz hayatta iken kişinin kendi adını vermesi bu manada çok tehlikelidir.

Ancak vefat etmiş kişilerin adı, duaya vesile olması için konulabilir.
 

Admin

Administrator
Yönetici
Admin
Katılım
Nis 14, 2019
Mesajlar
706
Tepkime puanı
53
Puanları
0
2. GÜNAHLARINI UNUTTUĞU ZAMAN
İnsanın hasbe’l-beşeriyye, bu dünya hayatında hataları ve günahları olur. İnsan o hataları asla unutmaz; daima istiğfar ve tevbe halinde olursa, bu hatırlayış onun için hayırlı bir rehber olur.

Bu hikmetledir ki;

İsmet sıfatıyla ilahı sıyanet / muhafaza altında bulunan peygamberlere dahı, birtakım zelleler işletilerek, kulluğun tevazu ve hiçlik halini yaşamaları ve ümmetlerine istiğfarda da nümune olmaları temin edilmiştir.

Kul, ancak Allah’ı unuttuğu zaman günah işler;

“Ya Rabbı!” diyerek, besmele çekerek bir günah işlemez. Günahlarını hiç aklından çıkarmayan, daima onların affı için gayret eden mü’min; onlara yeni günahlar eklemekten içtinab eder.
 

Admin

Administrator
Yönetici
Admin
Katılım
Nis 14, 2019
Mesajlar
706
Tepkime puanı
53
Puanları
0
3. KENDİNİ BEĞENDİĞİ ZAMAN

İnsan; kendini, yaptıklarını ve kararlarını beğenme temayülünde olursa; nefsi ve şeytanı, o davranışlar yanlış da olsa, onlara birer kılıf bulur. Kötü arkadaş ve fasık çevresi de; gafil insanlara, dalkavukluk ve sahte medihler düzer.

Bu sebeple, dınimizde insanların yüzlerine karşı övmek zemmedilmiştir.

Hazret-i Mevlana, bu yalancı övgülere karşı şöyle ıkāz eder:

“Ey akılsız kişi! Ne vakte kadar halkın yalanlarına, yüzüne gülmelerine aldanacaksın?

Halkın seni övmesini, sana yaltaklanmasını, onların tatlı ve kandırıcı sözlerini alıyor, altın gibi cebine koyuyorsun.

Hakikatte mana padişahları olan velılerin acı sözleri, hatta dövmeleri; senin için, yolunu şaşırmış sapıkların tatlı sözlerinden, övmelerinden daha iyidir.

Padişahların tokadını ye de süflı, fasık kişilerin balını yeme! Bu suretle ermişlerin himmeti ile sen de bir er ol!”

İnsan kendini beğendiği zaman, yaptığı en yanlış davranışa bile bir ızah getirir.

Mesela;

Gafil kişi, dınimizin tamamen haram kıldığı işleri yapmaya devam eder de;

“–Ama ben umreye de gidiyorum, cami de yaptırıyorum, birtakım iyiliklerde bulunuyorum.” gibi lakırdılarla vicdanını avutmaya çalışır.

Mesela faize bulaşır;

“–Ben işlerimi büyütmek için bu işe girdim, güçlü müslüman şirketler olsun diye bu yolu tuttum!” diye kendini kandırır.

Hazret-i Mevlana şöyle ıkāz eder:

“Nefis, büyüsü ile insandan aklı alır da, insan iyiyi kötüyü ayırt edemez olur.

Nefis; suret-i haktan görünür, iyiye doğru gitmen için sana yeni yeni vaatlerde bulunur. Sonra tutar o vaatleri, tevbeleri binlerce kere bozar.”

Cenab-ı Hak bu aldanışlara misal veriyor:

“Onlardan (o zayıf müslümanlardan) kimi de;

«–Eğer Allah lütuf ve kereminden bize (zenginlik, servet) verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz salihlerden olacağız!» diye Allah’a and içti. Fakat Allah lutfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah’ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler. Nihayet, Allah’a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifak (ikiyüzlülük) soktu.” (et-Tevbe, 75-77)

Sebeb-i nüzül ve tefsir kitaplarında bu ayet-i kerımede bildirilen hadiseye dair kıssalar yer almaktadır. İçinde geçen isimlerle irtibatı hadis alimlerince tevsik edilmeyen bu kıssaların sahih olmadığı bildirilmektedir. Ancak ayet-i kerımede bildirilen kötü davranışın gerçekleştiği ve yaşandığı kesindir.

“Daha zengin olayım da İslam’a hizmet edeyim, daha çok tasaddukta bulunayım.”

Bu sözde «iyi niyet»; faiz, gayr-i meşru alışveriş gibi günahlara girmenin bir vasıtası yapılır. Böyle batıl yollara girenleri iki kötü akıbetten biri bekler:

Ya dünyada her şeyini kaybetmek…
Ya dünyada kazansa da, ahiretini kaybedecek derecede dinden uzaklaşmak…
Bizler Cenab-ı Hakk’ın bize verdiğinden mes’ulüz. Rabbimiz’in; “Çok para kazanın!” diye bir emri yoktur. Fakat; “Helalinden kazanın, infak edin!” diye emirleri vardır.

Bu sebeple çok kazanma hırsına karşı hadıs-i şeriflerde buyurulur:

“Az ama yeterli olan rızık, çok olup da azdıran maldan hayırlıdır.” (Ahmed, V, 197)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2020 Ay: Ağustos, Sayı: 186