Açlığın ve Oruç Tutmanın On Faydası

Admin

Administrator
Yönetici
Admin
Açlığın ve Oruç Tutmanın On FaydasıAçlığın ve Oruç Tutmanın On Faydası

Orucun asıl amacı ve faydası nedir? Az yemenin, açlığın ve oruç tutmanın 10 faydası.
Az yemekte, bilhassa açlık ve oruçta on güzel haslet vardır:

AÇLIĞIN VE ORUÇ TUTMANIN FAYDALARI 10 MADDE
1. Açlıkta kalp safası ve hafıza kuvveti; toklukta ise ahmaklık ve unutkanlık olur.

2. Açlıkta kalp rikkati olur; dua ve ibadetlerden haz ve feyz alınır. Toklukta ise kalp katı olur ve ibadetten zevk hasıl olmaz.

3. Açlıkta gönül yumuşaklığı, inkisar ve tevazu; toklukta ise taşkınlık, gurur, kibir ve övünme olur.

4. Açlıkta fakir ve açlar düşünülür. Toklukta ise bunlar unutulur, düşünülmez olur.

5. Açlıkta şehevı ve nefsanı istek ve arzular kırılır. Toklukta ise nefs-i emmare kuvvet bulur.

6. Açlıkta vücut zinde ve uyanık bir haldedir. Toklukta ise uyku ve gaflet ağır basar.

7. Açlıkta ibadet ve kulluğa devam etmek kolaydır. Toklukta ise tembellik ve gevşeklik olur.

8. Açlıkta beden sıhhatli olur. Toklukta ise vücut yıpranır ve hasta olur.

9. Açlıkta bedende hafiflik ve ferahlık; toklukta ise ağırlık ve atalet olur.

10. Açlıkta sadaka vermeye, ısar ve infaka şevk gelir. Bu da, kulu kıyamet gününün dehşetli sıcağında serin bir gölgeliğe nail kılar. Toklukta ise, ya cimrilik ya da müsriflik ortaya çıkar. Bu da kulu manen helak eder.
 
ORUÇ TUTUNUZ Kİ SIHHAT BULASINIZ

Yani tokluk, nefsanı arzuları tahrık ederken; açlık, -aşırıya kaçmadıkça- tefekkür ve tehassüs melekesini güçlendirir.

Hasılı oruç, insanın her bakımdan sıhhatli olmasını sağlar. Nitekim Allah Resulü (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Oruç tutunuz ki, (madden ve manen) sıhhat bulasınız!” (Heysemı, III, 179)

Açlıkla kazanılan maddı-manevı sıhhat ve hasletlere işaret eden en kamil mesned şudur: Cenab-ı Hak, peygamberlerini nübüvvetin feyzini almaya oruçla hazırlamıştır. Onlar manevı kemalatın zirvesine ulaşınca bir süre insanlık aleminden uzaklaşmış ve kendilerinde melekı vasıflar tecellı etmiştir. Böylece kalpleri ve dimağları, ilahı vahyin feyziyle dolup taşmıştır. Mesela;

ORUCUN ASIL AMACI VE FAYDASI

Sina Dağı’nın pek kıymetli peygamberi Hz. Musa (a.s.) Tevrat nazil oluncaya kadar kırk gün kırk gece oruç tutmuştur.

Sair Dağı’nın mukaddes peygamberi Hz. ısa -(a.s.) da, İncil’den ilk kelamı duyuncaya kadar, kırk gün kırk gece oruç tutmuştur.

Hz. Muhammed (s.a.s.) de, Kur’an-ı Kerım nazil olmaya başlamadan önce, uzun süre Mekke yakınındaki Hira Mağarası’nda yalnız başına kalmış ve günlerini muhtelif ibadetlerle geçirmiştir. Sonunda Cibrıl’in sesinden müjdesini almış ve ilahı feyizlerin nuru, gönlüne doğmaya başlamıştır.

Yine Mırac’a çıkıp Cenab-ı Hak ile keyfiyeti bizce meçhul olan hususı bir görüşmeye nail olmadan evvel, müşriklerin üç sene devam ettirdikleri ambargo boyunca şiddetli açlığa ve muhtelif sıkıntılara sabrederek ruhı kemalatın zirvesine yükselmiştir.

Bu hakıkatler de gösteriyor ki, orucun asıl gayesi ve faydası manevıdir. Dolayısıyla oruç, bir ibadet olduğundan, sırf o gaye ile tutulmalıdır. Onun yalnız zahirı faydaları gaye haline getirilirse, oruç, ibadet olmaktan çıkar. Yani oruçlarımızda mide dolgunluklarını önlemek, kilo vermek gibi gayeler olmamalıdır. Böyle oruçlarda rıza-yı ilahı düşünülemez. Allah için tutulan oruçlarda ise bu gibi faydalar zaten kendiliğinden zuhur eder.

Bu sebeple oruç tutan Müslüman, kalbı hayatını, nefsanı arzu, meyil ve düşüncelerden korumalıdır. Sadece yemek-içmek gibi bedenı temayüllerden uzak durmakla kifayet etmeyip gönül alemini de gıybet, yalan, kin ve haset gibi her türlü süflı tavırlardan da muhafaza etmelidir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Din islam, Erkam Yayınları
 
Geri
Üst