Sen soğanı gördüğünde dışından onu soğan sanıyorsun oysa onun özü ortasındaki cücüğüdür. Ve şimdi artık senin de özüne, daha derinlerine doğru yaklaşma zamanın geldi. Kim kalbini kırmak isterse, ne zaman rahatsız olacağın bir söz duyarsan hemen içine dön, dışarıyı tamamen bırak ve içinden çıkanı izle...
Dışarıdakinin sadece bir tetikleyen olduğunu, öfkenin kendi içinden çıktığını göreceksin... Ve onu bir kez yakaladığında öfke denen o karabulut o an yok olacaktır. Bu bastırmak değildir, burada çok ince bir nüans vardır; ben sana bastırmaktan, kendini tutmaktan söz etmiyorum. Tam aksine farkında olarak içine dönmeni ve içinden çıkanı izlemeni istiyorum. Artık senin öfkeyi yok etmek için bir çaba harcamana gerek yoktur, şeytanın tüm büyüsü, o nifak tohumu ekmek isterken sen onu yakaladığında biter. Artık o hareketsiz kalacaktır. İçinden öfke çıkması mümkün değildir.
Nisa Suresi, 76. ayette ne diyor Rabb’im: “Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” Elbette, onun hilesi çok zayıftır ancak bunu uyandığında görebilirsin. Sen daha önce bağırıp çağırarak isyan içindeyken şimdi bir uyanışın eşiğindesin. Ve bunu birkaç kez tekrarlaman gerekecek. Oğlun mu kızdırdı, içine dön ve orada öfkeyi bul. Biri bir şey mi söyledi, içine dön ve içinden yükselen kızgınlığı bul. Soğanın kabuğu, zarı açılır, açılır ve işte en son birkaç defadan sonra sen özünle, rahmetle tanışmış olursun. Bu zor değildir, zoru zihin var eder, zor olan bir şey yoktur. Bir kez zihnin, nefsin, şeytanın hilesinin farkına vardığında, onun senaryosunu çözdüğünde artık bu hile sana zarar veremez ve artık sen bunun farkındasındır... Buraya kadar olan kısmına dikkat edersen sana tohum ekmeyi gösterdim. Elbette Allah’tan istemek için önce tohum ekmek gerekiyordu. Bir toprağa çiçek tohumu ekmeden yağmur yağması için dua etmenin anlamı var mıdır? Ve şimdi artık hazırsın. Sen elinden geleni yaptın, elinden gelmeyen kısmı için de Allah’a yönelmenin vakti geldi.
Dışarıdakinin sadece bir tetikleyen olduğunu, öfkenin kendi içinden çıktığını göreceksin... Ve onu bir kez yakaladığında öfke denen o karabulut o an yok olacaktır. Bu bastırmak değildir, burada çok ince bir nüans vardır; ben sana bastırmaktan, kendini tutmaktan söz etmiyorum. Tam aksine farkında olarak içine dönmeni ve içinden çıkanı izlemeni istiyorum. Artık senin öfkeyi yok etmek için bir çaba harcamana gerek yoktur, şeytanın tüm büyüsü, o nifak tohumu ekmek isterken sen onu yakaladığında biter. Artık o hareketsiz kalacaktır. İçinden öfke çıkması mümkün değildir.
Nisa Suresi, 76. ayette ne diyor Rabb’im: “Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” Elbette, onun hilesi çok zayıftır ancak bunu uyandığında görebilirsin. Sen daha önce bağırıp çağırarak isyan içindeyken şimdi bir uyanışın eşiğindesin. Ve bunu birkaç kez tekrarlaman gerekecek. Oğlun mu kızdırdı, içine dön ve orada öfkeyi bul. Biri bir şey mi söyledi, içine dön ve içinden yükselen kızgınlığı bul. Soğanın kabuğu, zarı açılır, açılır ve işte en son birkaç defadan sonra sen özünle, rahmetle tanışmış olursun. Bu zor değildir, zoru zihin var eder, zor olan bir şey yoktur. Bir kez zihnin, nefsin, şeytanın hilesinin farkına vardığında, onun senaryosunu çözdüğünde artık bu hile sana zarar veremez ve artık sen bunun farkındasındır... Buraya kadar olan kısmına dikkat edersen sana tohum ekmeyi gösterdim. Elbette Allah’tan istemek için önce tohum ekmek gerekiyordu. Bir toprağa çiçek tohumu ekmeden yağmur yağması için dua etmenin anlamı var mıdır? Ve şimdi artık hazırsın. Sen elinden geleni yaptın, elinden gelmeyen kısmı için de Allah’a yönelmenin vakti geldi.