Adaletli olmak
Kur’an’ın anlatımları bazen çok kısa olmasına rağmen, bu anlatımlarının anlamı oldukça geniştir. Aynı şekilde, bir cümlede birbirinden farklı gibi görünse de farklı konuların geçmesi bu konuların birbiri ile bağlantılarına işaret eder. Nitekim şu ayette adaletin, iyiliğin ve yakınlara yardım yapmanın beraberce geçmesi, bütün bunların birbiri ile bağlantısına işaret ettiği gibi, hayasızlığın ve kötülüğün yasaklanması da, doğrudan hayasızlığa ve kötülüğe işaret ettiği gibi, adaletsizliğin ve iyilik yapmamanın hayasızlık olduğu anlamına gelir: “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”(Nahl Sûresi, [16:90])
Aşağıdaki ayetlere dikkat edilirse Allah’a karşı gelmekten sakınanlara (Muttakî) yol gösterici olan Kur’an, Allah korkusunu genellikle bu anlamda (Takva) kullanır. Bu bağlamda, adaletin hangi şartlarda olursa olsun yerine getirilmesi, Allah’a karşı gelmekten sakınma ve takva olarak tanımlanır: “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Nisâ Sûresi, [4:135]) “Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdârdır.” (Mâide Sûresi, [5:8])
Kur’an’a göre düzenlenmiş bir hayatın sonunda ise Allah tarafından şöyle bir mükâfât vaadedilmektedir: “Tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.” (Kâri’a Sûresi, [101:6-7]) “Kadın, erkek, inanmış olarak kim iyi iş işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.” (Nahl Sûresi, [16:97])
Kur’an’ın anlatımları bazen çok kısa olmasına rağmen, bu anlatımlarının anlamı oldukça geniştir. Aynı şekilde, bir cümlede birbirinden farklı gibi görünse de farklı konuların geçmesi bu konuların birbiri ile bağlantılarına işaret eder. Nitekim şu ayette adaletin, iyiliğin ve yakınlara yardım yapmanın beraberce geçmesi, bütün bunların birbiri ile bağlantısına işaret ettiği gibi, hayasızlığın ve kötülüğün yasaklanması da, doğrudan hayasızlığa ve kötülüğe işaret ettiği gibi, adaletsizliğin ve iyilik yapmamanın hayasızlık olduğu anlamına gelir: “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”(Nahl Sûresi, [16:90])
Aşağıdaki ayetlere dikkat edilirse Allah’a karşı gelmekten sakınanlara (Muttakî) yol gösterici olan Kur’an, Allah korkusunu genellikle bu anlamda (Takva) kullanır. Bu bağlamda, adaletin hangi şartlarda olursa olsun yerine getirilmesi, Allah’a karşı gelmekten sakınma ve takva olarak tanımlanır: “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Nisâ Sûresi, [4:135]) “Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdârdır.” (Mâide Sûresi, [5:8])
Kur’an’a göre düzenlenmiş bir hayatın sonunda ise Allah tarafından şöyle bir mükâfât vaadedilmektedir: “Tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.” (Kâri’a Sûresi, [101:6-7]) “Kadın, erkek, inanmış olarak kim iyi iş işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.” (Nahl Sûresi, [16:97])