Ric‘ı Talak
Erkeğin yeni nikah akdine gerek kalmadan iddet süresi içinde eşine dönebildiği boşamadır. Boşamanın ric‘ı sayılabilmesi için birinci veya ikinci talak olması, tarafların fiilen karı-koca hayatı yaşamış olmaları, boşamanın bir bedel karşılığında yapılmaması ve Hanefıler’e göre sarih ya da sarihe yakın belli lafızlarla gerçekleşmesi gerekmektedir. Sarihe yakın sayılan bazı istisnalar dışında kinayeli lafızlarla yapılan talak Hanefıler’e göre bain sayılırken diğer üç mezhebe göre ister sarih ister kinayeli lafızla yapılsın talak kural olarak ric‘ıdir.
Ric‘ı talakta koca iddet süresi içinde kadının rızası bulunmasa da sözle veya evlilik hayatını fiilen sürdürerek eşine dönebilir; ancak sözle yapılması ve bu esnada şahitlerin bulundurulması, dolayısıyla insanların bu olaydan haberdar edilmesi menduptur. İddet süresi içinde ric‘at edilmemesi halinde ayrılık bain talaka dönüşür. Evlilik bağı devam ettiğinden ric‘ı talak sebebiyle beklenilen iddet süresi içinde eşlerden birinin vefat etmesi halinde diğeri ölene mirasçı olur. Ölüm veya talak hadisesine bağlanan müeccel mehir ric‘ı talakla muacceliyet kesbetmez; fakat iddetin bitiminde muaccel hale gelir.
Mehir fakihlerin çoğunluğunca nikah akdinin bir sonucu ve Malikıler’ce nikahın şartlarından biri kabul edildiğinden mehir belirlenmemiş olsa veya belirlenen mehir bir sebeple geçersiz sayılsa bile kadına misil mehir, zifaf olmadan boşama durumunda da kararlaştırılan mehrin yarısının ödenmesi gerekir. Mehir belirlenmeden evlenen kadının (müfevviza) zifaftan önce boşanması durumunda ise ona misil mehirin yarısı değil, müt‘a adıyla bir ödeme yapılır (bk. MEHİR; TEFVıZ). Bir arada bulunmanın evliliğin devamını sağlayacağı ümidiyle ric‘ı talakla boşanan kadının iddet süresince kocasının evinde veya onun gösterdiği evde kalması (sükna) gerekli kılınmıştır. Genel olarak iddet süresi içinde kadının nafaka ve sükna hakkı bulunmakla birlikte ayrıntıda farklı görüşler vardır.