- Konular
- 1.093
- Mesajlar
- 2.048
- Tepkime puanı
- 197
- Puan
- 0
Resullerden Kimisini Kimisine Üstün Kıldık Ayeti
Peygamberlerin en üstünü
Yazarın biri, Hazret-i İsa’nın bile bu ümmetten olmak istediğini yazınca, başka bir yazar, (Hazret-i Muhammed hazret-i İsa’dan üstün mü ki? Bekara suresinde, “Peygamberler arasında ayrım yapılmaz” denirken hazret-i Muhammed ve ümmeti neden üstün olacak?) diye ona reddiye yazdı. Hangi yazarın görüşü doğrudur?
İkinci yazar, hocasını Peygamber sanan süper bir sapıktır. Peygamber efendimiz bütün peygamberlerden üstün olduğu gibi, onun ümmeti de diğer ümmetlerden üstündür. Bekara suresinin, (Allah’ın Resulleri arasında ayrım yapmayız) mealindeki 285. ayet-i kerimesi tefsirlerde, (Yahudi ve Hristiyanlar gibi, Peygamberlerden bazısını kabul edip, bazısını inkar ederek ayrım yapmayız, hepsi de peygamberdir) demek olduğu bildiriliyor, çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.) [Bekara 253]
(Nebilerden bazısını bazısından üstün kıldık.) [İsra 55]
Demek ki Resullerin de, Nebilerin de birbirinden üstün olanları vardır. Peygamberlerin birbirinden üstün olduğunu kabul etmemek, bu iki ayet-i kerimeyi inkar etmek olur. Her peygamber kendi milletine geldi, fakat Muhammed aleyhisselam bütün alemlere geldi. Birkaç ayet-i kerime meali:
(alemlere [Cin ve insanlara, ilahî azapla] korkutucu [uyarıcı] olsun diye Furkan’ı [Kur’anı] kuluna [Muhammed aleyhisselama] indiren [Allah’ın şanı] ne yücedir.) [Furkan 1]
(De ki: “Ey insanlar! Ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.”) [Araf 158] (Her elçi bir millete gelmişken, Muhammed aleyhisselam bütün insanlara gelmiştir.)
(Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe 28]
(Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Başka hangi peygamber alemlere rahmet olarak gönderildi? Bu rahmet, yalnız insanlar için değil, bütün mahlûklar içindir. Hatta kafirler bile faydalanır. Nitekim (Sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onlara [kafirlere] azap etmez) buyuruluyor. (Enfal 33) Başka hangi peygamber için böyle buyuruldu?)
Bir hadis-i şerifte de, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kafir olur) buyuruldu. (Hatib)
Allahü teala, bütün peygamberlere (Ya adem, Ya Musa, Ya İsa) diyerek ismiyle hitap ederken, Resulullah’a (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) yani (Ey Peygamberim, ey Resulüm) diye hitap ediyor. Bu hitap şekli de, Onun diğer peygamberlerden üstün olduğunu göstermektedir. Fatiha suresinde bildirdiği gibi, Allahü teala alemlerin Rabbi’dir. Resulullah da alemlerden üstün olduğu için, Rabbüke, Rabbike yani Senin Rabbin buyuruluyor. (Bekara 30, Saffat 180)
Birkaç kuranı kerime meali:
(Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen, en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 2-4] (Başka hangi Peygamber böyle övülüyor?)
(Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5] (Razı olana kadar nimet verecek. Başka hangi Peygambere bu nimetler veriliyor?)
(Allah ve melekleri, Nebiye salat ediyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56] (Başka hangi Peygambere bu makam veriliyor? Hangi peygambere Allahü teala salat ediyor?)
Fetih suresinin, (Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderen Odur) mealindeki 28. ayeti de Resulünün getirdiği dinin ve kendisinin en üstün olduğunu göstermektedir.
Bir hadis-i şerif meali şöyle buyuruyor.
(Öğünmek için söylemiyorum, ben peygamberlerin efendisi, sonuncusu ve şefaat edicilerin de ilkiyim.) [Darimi]
Buhari ve diğer hadis kitaplarındaki bir hadis-i şerifte de bildirildiği şekilde, insanlar şefaat için Hazret-i adem’den itibaren bütün peygamberlere gidecekler, hepsi bir özür beyan edecek, sonunda Muhammed aleyhisselama gönderecekler. İlk şefaati Peygamber efendimiz yapacaktır. En üstün olan peygamberin ümmeti de üstündür. Bir ayet-i kerime meali:
(Siz ümmetlerin en hayırlısı, insanların seçilmişisiniz.) [al-i İmran 110]
İmam-ı Rabbani hazretleri şöyle buyurdu
Muhammed aleyhisselamın izinde ilerleyenlerin büyükleri, İsrail oğullarının Peygamberlerine benzetildi. [Hadis-i şerifte, (Ümmetimin alimleri İsrail oğullarının peygamberleri gibidir) buyuruldu.] Musa aleyhisselam Onun zamanında bulunsaydı, Onun yoluna girmekten başka bir şey yapmazdı. İsa aleyhisselamın gökten ineceği ve Allahü tealanın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular. (1/249)
Tevrat ve İncil’de Muhammed aleyhisselamın vasıfları, üstünlükleri bildirilmişti. Bunları bilen hazret-i Musa ile hazret-i İsa, Onun ümmetinden olmak için çok yalvardılar, dua ettiler. İsa aleyhisselamın bu duası da kabul olundu. Allahü teala Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yeryüzüne inecek, Muhammed aleyhisselamın dinine uyacak ve onu yayacaktır. (Herkese Lazım Olan İman)
Sual: Peygamber Efendimiz, her bakımdan üstün olduğu gibi, ahlaken de üstün değil midir?
Cevap: Allahü teala, Sevgili Peygamberine verdiği iyilikleri, ihsanları sayarak, Onun mübarek kalbini okşarken, kendine güzel huylar verdiğini, (Sen güzel huylu olarak yaratıldın) mealindeki ayet-i kerime ile bildirmektedir. Hazret-i Akreme;
“Abdullah ibni Abbas'tan işittim. Bu ayet-i kerimedeki Huluk-ı azim yani güzel huylar, Kur’an-ı kerimin bildirdiği ahlaktır” buyuruyor. Hadaik-ul-hakayık kitabında diyor ki:
“ayet-i kerimede, (Sen huluk-ı azim üzeresin) buyuruldu. Huluk-ı azim demek, Allahü teala ile sır, gizli şeyleri bulunmak, insanlar ile güzel huylu olmak demektir. Çok kimsenin Müslüman olmasına, Resûlullah Efendimizin güzel ahlakı sebep oldu.”
Muhammed aleyhisselamın bin mucizesi göründü, dost düşman herkes de bunu söyledi. Bu kadar mucizelerin en kıymetlisi, edepli olması ve güzel huyları idi. Kimya-i Se'adet kitabında diyor ki:
“Ebû Sa'îd-i Hudrî hazretleri buyurdu ki: Resûlullah Efendimiz, hayvana ot verir, deveyi bağlardı. Evini süpürürür, koyunun sütünü sağardı. Ayakkabısının söküğünü diker, çamaşırını yamardı. Hizmetçisi ile birlikte yer, hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca, ona yardım ederdi. Pazardan öteberi alıp torba içinde eve getirirdi. Fakirle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selam verir, bunlarla müsafeha etmek için, mübarek elini önce uzatırdı. Köleyi, efendiyi, beyi, siyahı ve beyazı bir tutardı. Her kim olursa olsun, çağırılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi. Akşamdan sabaha ve sabahtan akşama yemek bırakmazdı. Güzel huylu idi. İyilik etmesini severdi. Herkesle iyi geçinirdi. Güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Söylerken gülmez, üzüntülü görünürdü, fakat, çatık kaşlı değildi. Aşağı gönüllü idi, fakat, alçak tabiatlı değildi. Heybetli idi, yani saygı ve korku hasıl ederdi, fakat, kaba değildi, nazik idi. Cömert idi, fakat, israf etmez, faydasız yere bir şey vermezdi. Herkese acırdı. Mübarek başı hep önüne eğik idi. Kimseden bir şey beklemezdi. Saadet, huzur isteyen, Onun gibi olmalıdır.”
Eshab-ı kiramdan Enes bin Malik hazretleri şöyle buturdu
“Resûlullah Efendimiz insanların en güzel huylusu idi. Beni bir gün, bir yere gönderdi. Emrini yapmak için dışarı çıktım. Çocuklar sokakta oynuyordu. Onların yanından geçerken arkama baktım. Resûlullah efendimiz arkamdan geliyor, mübarek yüzü gülüyordu. (Ya Enes! Dediğim yere gittin mi?) buyurdu. (Evet gidiyorum ya Resûlallah) dedim. Resûlullah efendimize on sene hizmetçilik yaptım. Bana bir kere üf demedi. Şunu niçin böyle yaptın, bunu niçin yapmadın buyurmadı.”
Sual: Peygamber Efendimiz, sadece insanlara mı yoksa kainatta bulunan her varlık için mi rahmet olarak gönderildi?
Cevap: Allahü teala, Muhammed aleyhisselamı alemlere rahmet olarak göndermiştir. Enbiya sûresinin 107. ayetinde mealen;
(Seni, alemlere rahmet, iyilik için gönderdik) buyuruldu.
Ebû Hüreyre hazretleri buyutduki
“Bir gazada, Resûlullah Efendimize, kafirlerin yok olması için dua buyurmasını söyledik. Cevaben;
(Ben, lanet etmek, insanların azap çekmesi için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek, insanların huzura kavuşması için gönderildim) buyurdu.”
Resûlullah Efendimizin bütün varlıklara rahmeti, faydası yayılmıştır. Müminlere faydası ise meydandadır. Başka Peygamberlerin zamanındaki inkar edenlere, dünyada azaplar yapılır, yok edilirlerdi. Muhammed aleyhisselam zamanında ise, iman etmeyenlere dünyada azap yapılmadı. Bir gün Peygamber Efendimiz, Cebrail aleyhisselama;
-Allahü teala benim alemlere rahmet olduğumu bildirdi. Benim rahmetimden sana da nasip oldu mu? buyurunca Cebrail alehisselam;
-Allahü tealanın büyüklüğü, dehşeti karşısında, sonumun nasıl olacağından hep korku içindeydim. Emin olduğumu bildiren Tekvîr sûresindeki 20. ve 21. ayetleri getirince, bu müthiş korkudan kurtuldum, emin oldum. Bundan büyük rahmet olur mu? dedi.
Muhammed aleyhisselam, "hatemün nebiyyîn" yani Peygamberlerin sonuncusu ve son Peygamber ve "Seyyidil mürselîn" yani bütün Resullerin en üstünü olarak, alemlere rahmet ve kıyamet gününün şefaatçisidir. Mahşer günü, bütün insanlara, mahşer azabının kaldırılması için şefaat edecek ve bu şefaati kabul olunacak, mahşer azabı hepsinden kaldırılacaktır. Nitekim hadîs-i şerifte;
(Kıyamet günü, en önce ben şefaat edeceğim) buyuruldu.
İmam-ı Rabbanî hazretlerinin babası Abdül-ehad hazretleri;
“Günlerin uğursuzluğu, alemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselamın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı” buyurmuştur.
Peygamberlerin en üstünü
Yazarın biri, Hazret-i İsa’nın bile bu ümmetten olmak istediğini yazınca, başka bir yazar, (Hazret-i Muhammed hazret-i İsa’dan üstün mü ki? Bekara suresinde, “Peygamberler arasında ayrım yapılmaz” denirken hazret-i Muhammed ve ümmeti neden üstün olacak?) diye ona reddiye yazdı. Hangi yazarın görüşü doğrudur?
İkinci yazar, hocasını Peygamber sanan süper bir sapıktır. Peygamber efendimiz bütün peygamberlerden üstün olduğu gibi, onun ümmeti de diğer ümmetlerden üstündür. Bekara suresinin, (Allah’ın Resulleri arasında ayrım yapmayız) mealindeki 285. ayet-i kerimesi tefsirlerde, (Yahudi ve Hristiyanlar gibi, Peygamberlerden bazısını kabul edip, bazısını inkar ederek ayrım yapmayız, hepsi de peygamberdir) demek olduğu bildiriliyor, çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.) [Bekara 253]
(Nebilerden bazısını bazısından üstün kıldık.) [İsra 55]
Demek ki Resullerin de, Nebilerin de birbirinden üstün olanları vardır. Peygamberlerin birbirinden üstün olduğunu kabul etmemek, bu iki ayet-i kerimeyi inkar etmek olur. Her peygamber kendi milletine geldi, fakat Muhammed aleyhisselam bütün alemlere geldi. Birkaç ayet-i kerime meali:
(alemlere [Cin ve insanlara, ilahî azapla] korkutucu [uyarıcı] olsun diye Furkan’ı [Kur’anı] kuluna [Muhammed aleyhisselama] indiren [Allah’ın şanı] ne yücedir.) [Furkan 1]
(De ki: “Ey insanlar! Ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.”) [Araf 158] (Her elçi bir millete gelmişken, Muhammed aleyhisselam bütün insanlara gelmiştir.)
(Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe 28]
(Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Başka hangi peygamber alemlere rahmet olarak gönderildi? Bu rahmet, yalnız insanlar için değil, bütün mahlûklar içindir. Hatta kafirler bile faydalanır. Nitekim (Sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onlara [kafirlere] azap etmez) buyuruluyor. (Enfal 33) Başka hangi peygamber için böyle buyuruldu?)
Bir hadis-i şerifte de, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kafir olur) buyuruldu. (Hatib)
Allahü teala, bütün peygamberlere (Ya adem, Ya Musa, Ya İsa) diyerek ismiyle hitap ederken, Resulullah’a (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) yani (Ey Peygamberim, ey Resulüm) diye hitap ediyor. Bu hitap şekli de, Onun diğer peygamberlerden üstün olduğunu göstermektedir. Fatiha suresinde bildirdiği gibi, Allahü teala alemlerin Rabbi’dir. Resulullah da alemlerden üstün olduğu için, Rabbüke, Rabbike yani Senin Rabbin buyuruluyor. (Bekara 30, Saffat 180)
Birkaç kuranı kerime meali:
(Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen, en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 2-4] (Başka hangi Peygamber böyle övülüyor?)
(Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5] (Razı olana kadar nimet verecek. Başka hangi Peygambere bu nimetler veriliyor?)
(Allah ve melekleri, Nebiye salat ediyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56] (Başka hangi Peygambere bu makam veriliyor? Hangi peygambere Allahü teala salat ediyor?)
Fetih suresinin, (Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderen Odur) mealindeki 28. ayeti de Resulünün getirdiği dinin ve kendisinin en üstün olduğunu göstermektedir.
Bir hadis-i şerif meali şöyle buyuruyor.
(Öğünmek için söylemiyorum, ben peygamberlerin efendisi, sonuncusu ve şefaat edicilerin de ilkiyim.) [Darimi]
Buhari ve diğer hadis kitaplarındaki bir hadis-i şerifte de bildirildiği şekilde, insanlar şefaat için Hazret-i adem’den itibaren bütün peygamberlere gidecekler, hepsi bir özür beyan edecek, sonunda Muhammed aleyhisselama gönderecekler. İlk şefaati Peygamber efendimiz yapacaktır. En üstün olan peygamberin ümmeti de üstündür. Bir ayet-i kerime meali:
(Siz ümmetlerin en hayırlısı, insanların seçilmişisiniz.) [al-i İmran 110]
İmam-ı Rabbani hazretleri şöyle buyurdu
Muhammed aleyhisselamın izinde ilerleyenlerin büyükleri, İsrail oğullarının Peygamberlerine benzetildi. [Hadis-i şerifte, (Ümmetimin alimleri İsrail oğullarının peygamberleri gibidir) buyuruldu.] Musa aleyhisselam Onun zamanında bulunsaydı, Onun yoluna girmekten başka bir şey yapmazdı. İsa aleyhisselamın gökten ineceği ve Allahü tealanın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular. (1/249)
Tevrat ve İncil’de Muhammed aleyhisselamın vasıfları, üstünlükleri bildirilmişti. Bunları bilen hazret-i Musa ile hazret-i İsa, Onun ümmetinden olmak için çok yalvardılar, dua ettiler. İsa aleyhisselamın bu duası da kabul olundu. Allahü teala Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yeryüzüne inecek, Muhammed aleyhisselamın dinine uyacak ve onu yayacaktır. (Herkese Lazım Olan İman)
Sual: Peygamber Efendimiz, her bakımdan üstün olduğu gibi, ahlaken de üstün değil midir?
Cevap: Allahü teala, Sevgili Peygamberine verdiği iyilikleri, ihsanları sayarak, Onun mübarek kalbini okşarken, kendine güzel huylar verdiğini, (Sen güzel huylu olarak yaratıldın) mealindeki ayet-i kerime ile bildirmektedir. Hazret-i Akreme;
“Abdullah ibni Abbas'tan işittim. Bu ayet-i kerimedeki Huluk-ı azim yani güzel huylar, Kur’an-ı kerimin bildirdiği ahlaktır” buyuruyor. Hadaik-ul-hakayık kitabında diyor ki:
“ayet-i kerimede, (Sen huluk-ı azim üzeresin) buyuruldu. Huluk-ı azim demek, Allahü teala ile sır, gizli şeyleri bulunmak, insanlar ile güzel huylu olmak demektir. Çok kimsenin Müslüman olmasına, Resûlullah Efendimizin güzel ahlakı sebep oldu.”
Muhammed aleyhisselamın bin mucizesi göründü, dost düşman herkes de bunu söyledi. Bu kadar mucizelerin en kıymetlisi, edepli olması ve güzel huyları idi. Kimya-i Se'adet kitabında diyor ki:
“Ebû Sa'îd-i Hudrî hazretleri buyurdu ki: Resûlullah Efendimiz, hayvana ot verir, deveyi bağlardı. Evini süpürürür, koyunun sütünü sağardı. Ayakkabısının söküğünü diker, çamaşırını yamardı. Hizmetçisi ile birlikte yer, hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca, ona yardım ederdi. Pazardan öteberi alıp torba içinde eve getirirdi. Fakirle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selam verir, bunlarla müsafeha etmek için, mübarek elini önce uzatırdı. Köleyi, efendiyi, beyi, siyahı ve beyazı bir tutardı. Her kim olursa olsun, çağırılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi. Akşamdan sabaha ve sabahtan akşama yemek bırakmazdı. Güzel huylu idi. İyilik etmesini severdi. Herkesle iyi geçinirdi. Güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Söylerken gülmez, üzüntülü görünürdü, fakat, çatık kaşlı değildi. Aşağı gönüllü idi, fakat, alçak tabiatlı değildi. Heybetli idi, yani saygı ve korku hasıl ederdi, fakat, kaba değildi, nazik idi. Cömert idi, fakat, israf etmez, faydasız yere bir şey vermezdi. Herkese acırdı. Mübarek başı hep önüne eğik idi. Kimseden bir şey beklemezdi. Saadet, huzur isteyen, Onun gibi olmalıdır.”
Eshab-ı kiramdan Enes bin Malik hazretleri şöyle buturdu
“Resûlullah Efendimiz insanların en güzel huylusu idi. Beni bir gün, bir yere gönderdi. Emrini yapmak için dışarı çıktım. Çocuklar sokakta oynuyordu. Onların yanından geçerken arkama baktım. Resûlullah efendimiz arkamdan geliyor, mübarek yüzü gülüyordu. (Ya Enes! Dediğim yere gittin mi?) buyurdu. (Evet gidiyorum ya Resûlallah) dedim. Resûlullah efendimize on sene hizmetçilik yaptım. Bana bir kere üf demedi. Şunu niçin böyle yaptın, bunu niçin yapmadın buyurmadı.”
Sual: Peygamber Efendimiz, sadece insanlara mı yoksa kainatta bulunan her varlık için mi rahmet olarak gönderildi?
Cevap: Allahü teala, Muhammed aleyhisselamı alemlere rahmet olarak göndermiştir. Enbiya sûresinin 107. ayetinde mealen;
(Seni, alemlere rahmet, iyilik için gönderdik) buyuruldu.
Ebû Hüreyre hazretleri buyutduki
“Bir gazada, Resûlullah Efendimize, kafirlerin yok olması için dua buyurmasını söyledik. Cevaben;
(Ben, lanet etmek, insanların azap çekmesi için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek, insanların huzura kavuşması için gönderildim) buyurdu.”
Resûlullah Efendimizin bütün varlıklara rahmeti, faydası yayılmıştır. Müminlere faydası ise meydandadır. Başka Peygamberlerin zamanındaki inkar edenlere, dünyada azaplar yapılır, yok edilirlerdi. Muhammed aleyhisselam zamanında ise, iman etmeyenlere dünyada azap yapılmadı. Bir gün Peygamber Efendimiz, Cebrail aleyhisselama;
-Allahü teala benim alemlere rahmet olduğumu bildirdi. Benim rahmetimden sana da nasip oldu mu? buyurunca Cebrail alehisselam;
-Allahü tealanın büyüklüğü, dehşeti karşısında, sonumun nasıl olacağından hep korku içindeydim. Emin olduğumu bildiren Tekvîr sûresindeki 20. ve 21. ayetleri getirince, bu müthiş korkudan kurtuldum, emin oldum. Bundan büyük rahmet olur mu? dedi.
Muhammed aleyhisselam, "hatemün nebiyyîn" yani Peygamberlerin sonuncusu ve son Peygamber ve "Seyyidil mürselîn" yani bütün Resullerin en üstünü olarak, alemlere rahmet ve kıyamet gününün şefaatçisidir. Mahşer günü, bütün insanlara, mahşer azabının kaldırılması için şefaat edecek ve bu şefaati kabul olunacak, mahşer azabı hepsinden kaldırılacaktır. Nitekim hadîs-i şerifte;
(Kıyamet günü, en önce ben şefaat edeceğim) buyuruldu.
İmam-ı Rabbanî hazretlerinin babası Abdül-ehad hazretleri;
“Günlerin uğursuzluğu, alemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselamın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı” buyurmuştur.